Gelecek satın alınmayacak, birlikte türetilecek.
Gezegenin krizi büyürken, çözüm artık bireysel tüketim tercihlerinde değil; kolektif üretim biçimlerinde.
İşte tam da bu nedenle, Türetim Ekonomisi Derneği ve Kadir Has Üniversitesi CESD iş birliğiyle gerçekleşecek Next Economies Summit 2025, sadece bir zirve değil; bir örgütlenme çağrısı.
Local Makers olarak biz de bu çağrıya kulak veriyor, topluluk ekonomilerinin, üreticilerin ve müştereklerin bu sistemsel dönüşümdeki yerini birlikte konuşmak istiyoruz.
Etkinlik öncesinde Next Economies Summit 2025’i Kadir Has Üniversitesi CESD ile birlikte düzenleyen Türetim Ekonomisi Derneği’nin Başkanı Dr. Uygar Özesmi’yle yaptığımız bu röportajda, geleceğin nasıl bir ekonomiden ibaret olabileceğini değil; nasıl birlikte inşa edebileceğimizi konuştuk. Çünkü bizce umut, örgütlenmiş cesarettir.


Buyrun sohbete!
- Next Economies Summit 2025 yani Gelecek Ekonomiler Zirvesi’ni düzenlerken en büyük motivasyonunuz neydi? Neyi başlatmak, neyi hızlandırmak istiyorsunuz?
Motivasyonumuz artık dönüşü olmayan bir noktaya sürüklenen gezegendeki insan dahil canlı varlığını korumak ve yaşamı anlamlı kılmak. Son veriler, gezgenimizdeki 9 yaşam destek ünitesinden 6’sının kırmızı alarm verdiğini ortaya koyuyor. İklim krizi, biyolojik çeşitliliğin çöküşü, su kıtlığı ve sosyal eşitsizlikler birleşerek bir “polycrisis” yani çoklu kriz durumu yarattı. Artık tek tek iyileştirmelere değil, sistem dönüşümüne ihtiyacımız var.
Zirvede güçlendirmek istediğimiz şey, ekolojik ve sosyal açıdan adil yeni bir ekonomik paradigma üzerinde uzlaşmak. Bu ekonomi arayışının pekçok ismi var, yaklaşım biçimleri farklı ancak aynı noktaya varmaya çalışan bir hareketler dizini. Herkes bir başka isim veriyor, mesela biz Türetim Ekonomisi diyoruz. Bu zirve vasıtası ile artık hepsine beraber çoğul olarak “Gelecek Ekonomiler” demek istiyoruz. Bu ekonomiler tüketimi sorguluyor, herkesin üretimin ve karar alma süreçlerinin bir parçası olacağı türetimden bahsediyor. Amacımız bu bütünleşmeyi sadece hızlandırmak değil; somutlaştırmak. Her yerel üretici, her topluluk, bu dönüşümün bir “çözümü, ilmiği” olabilir.
Bir başka motivasyon kaynağımız da gençlerin duyarlılığı. Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre, Z kuşağının %72’si klasik tüketim toplumunun sürdürülemez olduğunu düşünüyor. Gençlerle beraber alternatif yollar geliştirmek istiyoruz: Yerel üretime katılabilecekleri, dayanışma ağları kurabilecekleri, kendilerini yaşar ve gezegeni yaşanır kılan yollar keşfedebilecekleri gelecek ekonomilerini tanımalarını istiyoruz.
- “Birleşmiş Gelecek Ekonomileri” dediğinizde tam olarak neyi kastediyorsunuz? Bunun Local Makers gibi topluluklar için anlamı ne?
Birleşmiş Gelecek Ekonomileri, tek bir ekonomi modeli değil, birbirine bağlı, birbirini güçlendiren çoklu modellerin oluşturduğu bir ağdır. Tüketim ve büyüme ekonomisinin yerine dayanışma, döngüsellik ve adalet üzerine kurulu bir yeni paradigma. Bunu doğanın kendi örgütlenişine benzetebilirsiniz: Bir ormanda her ağaç, kökleriyle diğer ağaçlara bağlıdır, besin ve bilgi paylaşır. İşte gelecek ekonomileri de böyledir; tek başına ayakta duran bir ada değil, birbirine bağlanan bir kıtalar dizini.
Local Makers gibi topluluklar bu ağın biyolojik ilmikleri gibi düşünebiliriz. Onlar sadece üretici değil; aynı zamanda doğa ile barışık bir yaşam kültürünün taşıyıcıları. Bu yeni ekonomide Local Makers veya Good4Trust, bizlerin rolü, yerelden başlattığımız dönüşümü küresel bir harekete taşımaktır. Her bir yerel hareket, sistem dönüşümünün ağında bir ilmik.
- Bu zirvede yerel üreticiler, topluluk temelli girişimler ya da müşterekler nasıl bir rol oynuyor?
Yerel üreticiler, kooperatifler ve müşterekler zirvenin kalbi. Çünkü ekonominin yeniden doğması, aşağıdan yukarıya bir hareketle mümkün. O nedenle yerel üretim, topluluk temelli ekolojik ve sosyal girişimler ve müştereklerin önemi zirvedeki panellerde ele alınıyor.

- Sizce yerellik ve toplulukların örgütlenmesi küresel dönüşümde nasıl bir kaldıraç yaratıyor?
Bana göre çok güçlü bir kaldıraç. Büyük sistemleri ancak küçük odaklardan örgütlü hareketle dönüştürebilirsiniz. Değişim var olanı gereksiz veya imkansız kılmayla gerçekleşir. İçinde bulunduğumuz çoklu kriz küresel şirketlerin yereli imkansız kılmasıya gerçekleşti. Bunun küçük bir örneğini verelim: Türkiye’de 1970’lerde fırıncıların yüzyıllık ekşi maya kazanları zabıta tarafından devrilip endüstriyel mayaya zorlandı, yerel ve doğal maya şirketlerin baskısı ile yasaklandı. Şimdi yerellik ve toplulukların başkaldırısı, küreseli ve endüstriyeli gereksiz ve imkansız kılmasıyla, bunun için örgütlenmesiyle, gerçek olacak. Örneği küçük üretici ağları birleşerek büyük şirketlerin tedarik zincirlerine alternatif bir yaşam ağı kurabilirler.
- Türkiye’de son yıllarda artan yerel üretim ve kooperatif hareketleri size umut veriyor mu?
Umutsuz olmayı ilkesel olarak reddediyorum, çünkü Anadolu’nun topraklarında dayanışma kültürü zaten var. İmece, hayır, hasenat, vakıf geleneği, ahilik kültürü binlerce yıldır bu toprakların damarlarında dolaşıyor. Bugün sosyal koperatiflerden, kadın kooperatiflerine, genç üretici kolektiflerine kadar kök salmış kurumlar var. Ama bu oluşumlar pasif bir yap ve gör bekleyişi içinde olmamalı. Örgütlü bir dayanışma olmadan bu hareketler hızla sistemin dişlilerine kapılabilirler. Asıl mesele, bu kooperatiflerin ve yerel üretim ağlarının büyük bir türetim ekonomisi ağına katılarak bir dayanışma ve paylaşım sistemi oluşturmaları.
- Tüketim odaklı kültürü değiştirmek, alternatif ekonomileri inşa etmenin en zor taraflarından biri. Sizce insanlar neden hâlâ bu kadar çok “satın almak” istiyor?
Çünkü satın almak bir anlam arayışı haline geldi. Kapitalist sistem bize her boşluğu yeni ve farklı bir ürünle doldurmayı öğretti. Oysa asıl açlık, maddi değil manevi. İnsanlar aidiyet, topluluk ve üretkenlikten koparıldı; onun yerine “alışveriş yaparak var olma” kimliği yerleştirildi.
Reklam sektörü yılda 700 milyar dolar harcayarak bu arzuyu körüklüyor. Tüketim, kısa vadeli bir tatmin sağlarken uzun vadede büyük bir boşluk bırakıyor. Bu kültürü ancak üretimle, paylaşmayla, topluluklarla doldurabiliriz. Anlam ve aidiyet yaratmamız gerekiyor. Tabii reklam ve pazarlama sektörünü de dizginlemek ve hukuki yaptırımlar getirmek bunun gereklerinden bir başkası.

- Yeni ekonomileri konuşurken, önce hangi toplumsal/kültürel dönüşümlere ihtiyacımız var?
Bugün insanlık kendini doğanın efendisi sandığı için, önüne çıkan her şeyi meta olarak görüp tüketiyor. Oysa, asıl ihtiyaç duyduğumuz şey tüketici kimliğinden türetici kimliğine geçiş. İnsan, yalnızca tüketen bir varlık değil; yaşamın her anında üreten, onaran ve paylaşan bir organizmaya dönüşmeli.
Doğanın dili, “sosyal darwinist” rekabet dili değil işbirliği dilidir. Kropotkin’in dediği gibi, hayatta kalmayı sağlayan “karşılıklı yardımlaşma” dır. Topluluklar, bireysel hırsların yerine ortak iyilik için hareket etmeyi öğrenip içselleştirmedikçe, kuracağımız her ekonomi kırılgan kalacaktır.
Ve nihayet, insanın doğayla olan bağını onarması gerekiyor. İnsan merkezcil bakışı bir kenara bırakıp, kendimizi yaşam ağının mütevazı bir parçası olarak yeniden konumlandırmalıyız. Orman bir orman olduğu için güzeldir; tek bir ağacın değil, bütün bir ekosistemin uyumu sayesinde hayatta kalır. İşte yeni ekonomi de ancak böyle bir uyumla ve işbirliği ile yeşerebilir. Görünmez el, “çıkar” değil “yardımlaşma”dır, bir elin verdiğini diğer el görmez.
- Zirvede konuşulacak en heyecan verici araç veya modeller sizce hangileri?
İkisinden bahsedeyim. Mesela “Vektörel Para”, paranın kullanım etkisine göre renklendiğini düşünün. Para yukarı doğru akar ve sermaye sahiplerini zenginleştirirse tek elde toplanmaya başlarsa veya fosil yakıt almak için kullanılırsa kızarır. Ama ekolojik onarıma, toplumsal faydaya ve dayanışma ekonomilerinde kullanılırsa yeşerir. Para artık sadece bir değişim aracı değil, bir etik pusula haline gelir. Doğaya zarar veren bir üretim yerine, karbon yutakları yaratan bir girişimi finanse ederse yeşerir. Böylece para, gezegeni ve toplumu iyileştiren bir yön gösterici role bürünür. Yarattığı etkiye göre para kendiliğinden değerlenip değer kaybettiği bir yapıya girerse, kullanım biçimiyle değerlenir veya değersizleşir. Yatırım ve harcama arasındaki ayrım bulanıklaşır.
Bir diğer heyecan verici model olan steward-ownership (vakıf-şirket) yapıları, şirketlere bambaşka bir ontoloji kazandırıyor. Geleneksel hissedar kapitalizmi “şirketi kâr üretme makinesi” olarak görürken, steward-ownership modelleri şirketi bir emanet olarak tanımlar. Bu yapıda bir şirketin mülkiyeti, bir kişinin veya sermaye grubunun değil; onun değerlerini koruyacak bir vakfın, bir topluluğun, ya da doğal ekosistemlerin ellerindedir. Şirketin yöneticileri, gerçek sahip değil; birer “muhafız” (steward) olarak davranır. Amaç, kârı maksimize etmek değil; topluma, çalışanlara ve gezegene kalıcı fayda sağlamaktır. Böylece şirketler, sömürü yerine onarımın, rekabet yerine dayanışmanın kurumları haline gelir.

- Kooperatifler, türetim ekonomisi, vektörel para, vakıf-şirket yapıları gibi modellerden hangileri Türkiye için daha yakın vadede gerçekçi?
Türkiye’nin topraklarında yüzyıllardır var olan imece kültürü ve vakıf geleneği, türetim ekonomisi içinde örgütlenmiş kooperatifler, vakıf-şirket yapıları için zemin hazırlıyor. Bu modeller yakın vadede kök salabilir çünkü toplumda hâlâ dayanışmaya dair bir hafıza var. Vektörel para ise bugün için biraz daha sofistike bir araç. Öncü projelerle test edilerek, zamanla toplumun dokusuna işlenebilir.
- Sizce bu zirveden sonra Türkiye’de ya da bölgede nasıl somut adımlar atılabilir? İnsanlar neler beklemeli?
Mevzuat açısından vakıf-şirket yapıları için hiçbir engel yok, hemen işlerlik kazanıp yaygınlaştırılabilir. Burada önemli olan devletin bunların önüne taş koymaması. Bunun için de gerekli politik destek ve toplumsal örgütlenme şart.
Kopuk kopuk hareketlerin tek bir yeni ekonomi hareketi içinde bir araya gelmesi çok önemli - partizan olmayan bir yeni veya gelecek ekonomi hareketi şart. Bu halkı içine almalı küçük işletmeleri içine almalı kimi kobileri içine almalı ve büyük şirketleri kötülemeden dışlamalı. Yeni politikalar şekillendirilmeli.
Bu hareket yerel dayanışma ağları kurmalı; üreticiler ve türeticiler arasındaki bağları güçlendirmeli. Türetim ekonomisi sistemleri ve pratikleri Anadolu kasaba ve kentlerinde öncelikli olarak yaygınlaştırılmalı.
- Next Economies sizce bir umut platformu mu yoksa doğrudan bir örgütlenme çağrısı mı?
Next Economies, doğrudan bir örgütlenme çağrısı. Umut önemli ama eylemsiz umut, bir hayalden ibaret. Bu platform, “bir başka dünya mümkün” diyenlerin yalnızca konuştuğu değil, birlikte harekete geçtiği bir zemin. Umudu örgütlü bir cesarete dönüştürmezsek, gelecek ekonomileri hayal olarak kalır.
- Local Makers gibi yerel üreticileri ve toplulukları merkeze alan yapılar sizce bu dönüşümde nasıl bir rol oynayacak?
Local Makers ve Good4Trust üreticileri, sadece teoriyi değil, pratikte de bir alternatif ticaret biçimini hayata geçiren öncüler. Onlar sayesinde küresel şirketlerin zincirlerinden bağımsız, yerelden küresele uzanan bir dayanışma ağı kurulabilir. Bu üreticiler ve yapılar gelecek ekonomilerin yapı taşı olacaktır.
- Local Makers gibi toplulukların bu zirveden yanına ne alması gerekir ki bu değişimi taşıyabilsinler?
Bir vizyonla. Ama sadece bir vizyon değil; onu hayata geçirecek somut araçlar, dayanışma ağları ve en önemlisi örgütlenme cesareti ile dönmelerini isterim. Cesaretle örülen bir yerel ağ, zamanla başka yerel ağlarla ilişkilenerek küresel bir ekosisteme yeni gelecek ekonomilerine dönüşebilir. İşte o zaman, gerçek bir sistem dönüşümünden söz edebiliriz.
✅ Mini hızlı cevaplar
- Üç kelimeyle: Geleceğin ekonomileri sizce ne?
Ekolojik, Sosyal, Adil.
- Bugün genç bir üretici, girişimci veya topluluk üyesine tek bir çağrı yapacak olsanız, ne olurdu?
Ekonomik sistem dönüşümüne yönelik birlikte, dayanışmaya dayalı, ortak ve örgütlü harekete geçme çağrısı olurdu.
Üç gün boyunca; ekonomik dönüşüm için çalışan uluslararası ağlar, sosyal hareketler, yenilikçi girişimler ve politika yapıcılar deneyimlerini paylaşacak. Bu buluşma yalnızca fikir alışverişi değil, somut işbirliklerini ve kolektif eylemi de teşvik eden yapısıyla öne çıkıyor.
İstanbul’da olamayacak katılımcılar için ise iyi haber: Zirveye online olarak da katılmak mümkün. Dünyanın dört bir yanından konuşmacılarla birlikte siz de bulunduğunuz yerden bu dönüşümün bir parçası olabilirsiniz. Online biletinizi nexteconomies.net üzerinden, kontenjanlar dolmadan alabilirsiniz.
Daha adil, sürdürülebilir ve birlikte inşa edilen bir ekonomik gelecek için ilham verici bir buluşma sizi bekliyor.
Bir yorum bırak