Maitoinen Home'un Kurucusu Zehra Balcı ile Üretim Hikayesi Üzerine Keyifli Bir Söyleşi
Maitoinen Home 'un yaratıcısı Zehra; markanın arkasındaki tek kişilik dev bir kadro! İlhamını günlük yaşamdan alan, yavaş ve sınırlı üretime inanan, özgünlük peşinden koşan  Maitoinen'in kurucusu Zehra Balcı ile hikayesini konuştuk.
  • Seni tanımayanlar için bize biraz kendinden bahsedebilir misin?
Ben Zehra. 98 İstanbul doğumluyum. Lisede sanat ve tasarım, sonrasında da İstanbul Üniversitesi’nde Bitki Yetiştiriciliği okudum. Bir de tüm bunların arasında farklı çalışma prensiplerini ve koşturmacalarını deneyimlediğim fırıncılık, çiçekçilik, pastacılık ve bahçıvanlık tecrübem var. Son 2 senedir Feneryolu’ndaki atölyemde tam zamanlı olarak üretimlerime devam ediyorum.
  • Markanın oluşum süreci nasıl gelişti? Neler yapmayı amaçlarken kendi burada buldun? Neler yapıyorsun? Üretimdeki hassasiyetlerin neler?
Aslında bunun cevabı çok uzun. Beceremeyecek de olsam kısaca anlatmaya çalışayım. Henüz lisedeyken bir yaz Vesaire’de (@hippimippi) çalışıyordum, çiçekleri-bitkileri tanımaya başladığım çıraklığım çok uzun sürdü. Okul yeniden başladığında da seramik atölyesinde boş kalan vakitlerimde ufak tefek saksılar yapmaya başlamıştım. İlk olarak yaptığım saksıları orada satarak başladık, sonra yavaş yavaş markalaşarak seramik saksılarla birlikte farklı bitkiler satan Kök Handmade’i kurdum. Üniversite boyunca bitkilerle haşır neşir olduğum için Kök uzunca bir süre böyle devam etti. Sonra yavaş yavaş mutfağa olan ilgimin artmasıyla saksıların yanına tabaklar, bardaklar, kaseler eklenmeye başladı ve kısa süreli bir Les Foins deneyimim oldu, o dönemde de yarı zamanlı olarak Gabfoods’ta çalışıyordum. Bu sırada mezun oldum ve 3 aylığına Fransa’ya gittim. Tabii o süreçte seramikten tamamen uzaktım. Haftanın 5 günü botanik bahçede çalışıyor, kalan 2 gününde de gezebildiğim kadar geziyor, çılgınca tatlı yiyor ve İstanbul’a dönünce okuduğum/çalıştığım bu kadar iş arasından hangisine odaklanacağımı düşünüyordum. Yapmak istediğim şeyler kafamda şekillenip kendimi neye daha yakın hissettiğimi bulunca Maitoinen Home doğmuş oldu. 
Şu an ağırlıklı olarak sofra ve mutfak ürünleri yapıyorum. Maitoinen’i kurarken hedeflediğim ve hayalini kurduğum şey bir evde ihtiyacını duyduğumuz ürünleri farklı üreticilerle bir araya gelerek üretmekti. Bu en ufağından en büyüğüne, buzdolabındaki çilek reçeli ya da oturma odasındaki sehpa olabilir. 
Üretim aşamasından ne kadar keyif alıyor olsam da, ürünün hazır olduktan sonra başka evlere ulaşıp kullanıldığı anları düşünerek ürünlere şekil vermeye çalışıyorum. Olabildiğince sade ve aynı zamanda kullanışlı olmaları benim için önemli.
  • Atölyede bir günün nasıl geçiyor? Üretim sürecinden, üstlendiğin sorumluluktan bahsedebilir misin?
Atölyede tek başımayım; dolayısıyla üretim, tasarım, pazarlama, paketleme, malzeme tedarik vb. gibi her şeyle kendim ilgileniyorum. Her günüm bir diğerinden farklı oluyor, sanırım atölyeyle ilgili en çok bunu seviyorum. Bazen tüm gün paket yapıyorum. Bazen günde 50 tabak boyuyorum, bazen de dışarıdaki işlere koşturmaktan atölyeye gitmeye vaktim kalmıyor.
Seramikte süreç oldukça uzun… İlk başta çamur ile şekillendirme, sonrasında 3-4 gün kurutma, kuruyan ürünleri zımparalama, bisküvi dediğimiz ilk pişirim ve ardından sırlarla renklendirme sonrası son bir sırlı pişirim. En sonunda da heyecanla fırın açıp ürünlere kavuşuyoruz.
  • Talebe göre mi üretim yapıyorsun yoksa ürün seçkisi hazırlayıp, satışa mı sunuyorsun? Burada tercih ettiğin yöntemi nasıl ve neye dayanarak tercih ettin? 
Şimdiye kadar hep belirli formlar üzerinde desenlerimi oluşturup paylaştıktan sonra sipariş üzerine çalıştım. Stok tutmak oldukça zor geliyor. Instagram üzerinden insanlarla hangi üründen hangi boyutta ve kaç adet istediklerini konuşup onların siparişlerine göre hazırlıyorum. Tabii böyle olunca üretim süresi bazen oldukça uzun olabiliyor. Son zamanlarda sabit koleksiyonlar dışında farklı ürünleri stokta bulundurmaya çalışıp atölyede mini bir vitrin yapmıştım. İnsanlarla direkt olarak iletişime geçmek ve ürünle ilgili hassasiyetlerini konuşuyor olmaktan ötürü sipariş üzerine üretim yöntemini seviyorum ancak artık yetişmekte biraz zorlanıyorum. Bir süreliğine kendi ufak stoklarımla satışı deneyeceğim, ne kadar verimli olacak henüz bilemiyorum.
  • Seramik ürünler dışında farklı ürün seçkileri de görüyoruz ürün gamında, senin de bahsettiğin gibi. Keten peçeteler, hazeran peçetelikler, temizlik fırçaları... 
Maitoinen’i kurarken en çok istediğim şey farklı materyallerle çalışan ustalarla birlikte eve dair farklı ürünler üretmekti, bu yüzden Maitoinen Home demiştim. Sürecin başları ilk olarak seramikte deneyebileceğim tüm şeyleri deneyimleyerek geçti ama artık yavaş yavaş farklı ürünler için de vakit ayırabilmeye başladım. Yakın zamanda çıkacak ürünler için 9 farklı usta ile birlikte çalıştım, tamamını paylaşmak için oldukça heyecanlıyım.
  • Seramik üretiminde fark yaratma noktasında Maitoinen'i diğer markalardan ayıran sence nedir?
Sanırım renk tercihleri ve desenler. Canlı renklerden olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum, elim hep daha soft, daha toprak tonlarına gidiyor. Bu renkleri karıştırıp farklı desenler yapmayı da çok seviyorum.
  • Atölyeye girdiğinde ilham kaynağın nedir? Motivasyonunu ve ilhamını nelerle besliyorsun?
Maitoinen’i tarif ederken ilhamını günlük yaşantının kendisinden alan bir marka diyorum hep. O gün yaptığım kahvaltı, yürüdüğüm yollar, giydiğim pantolonun deseni, şarkıda duyduğum bir söz, uyumadan önce izlediğim film ya da çok basit bambaşka bir şey olabilir. Bence gün içinde gördüğümüz ve duyduğumuz her şeyden besleniyoruz, bunları güzelleştirmek de bizim elimizde.
  • Sence kadın girişimciler yeterince destekleniyor mu?

Son zamanlarda bu oldukça desteklenen bir şey oldu aslında. Instagram bu noktada hepimize kolektif bir ortam sağlıyor. Birbirimizle iletişim halinde olmak, görmek, paylaşmak bile etkili. Şimdi düşününce eksik olarak nitelendirebileceğim bir şey gelmedi aklıma. 

  • Başka satış kanallarına yöneliyor musun? Yöneliyorsan ya da yönelmiyorsan nedenleri nelerdir?
Farklı satış kanallarına maalesef pek fazla yönelemiyorum, üretimde tek başıma olduğum yetişmek hayli zor oluyor.
  • Üretmek mi daha zor yoksa pazarlamak mı? Senin bu iki noktada markana özel oluşturduğun bir strateji var mı?
Önceden olsa buna kesinlikle üretmek derdim ama pazarlamak bambaşka bir dünyaymış, bence pazarlamak çok daha zor. Ben insanlarla daima Instagram üzerinden iletişimde oluyorum, bu noktada dikkat ettiğim şey de ürünlerin günlük hayatlarında nerelerde konumlandığını onlara göstermek ve daima samimi olmak. Takipçilerimi potansiyel müşteri olarak değil yapmayı ve paylaşmayı sevdiğim işlerimi görmeyi seven insanlar olarak görüyorum, paylaşımlarım da bu yönde oluyor. 
  • Dükkan mı yoksa online satış mı seni hedef kitlenine daha hızlı ulaştırıyor?
Atölyem tam bir mahalle arası dükkanı. O yüzden online satış benim için olmazsa olmaz gibi.
  • Yaşanan Covid-19 salgını lokal ve butik üreticileri çok etkilediği gibi büyük bir farkındalık kazandırdı. Bu süreç seni ve markanı nasıl etkiledi? 
Kötü etkiledi dersem yalan söylemiş olurum. Tabii ki başta atölyeye hiç gidemiyor olmak ve evde geçirilen belirsizlik dolu günler kişisel olarak beni kötü etkiledi ancak bir noktadan sonra evdeki vaktimi de değerlendirmeye başladım. Yeni koleksiyonlar üzerine kafa yorup farklı üreticilere ulaşmak için normal koşturmacada araştırma yapmaya çok vaktim kalmıyordu, bunlarla ilgilenebildim. 
Sonrasında da insanların evde vakit geçirdiği için ev ürünlerine olan ilginin artması ve küçük üreticileri desteklemesi bir çok yeni kişiye ulaşmamı sağladı. Şimdi bu süreçte üretmeyi planladığım ama üretemediğim şeyleri ortaya çıkarmaya başlıyorum.
  • Hangi ürünü üretirken, bu tezgahımda yer almasa bir eksiklik hissederim diyorsun?
Üretim aşamasından bahsediyorsak eğer sistre olmazsa bir hiçim. Ama ürünleri kullanım alanından bahsediyorsak bence 10 cm tabak. Her şey için kullanıyorum. Kurabiye tabağı, sabunluk, tütsülük, mutfakta süngerlik, çalışma masasında ıvır-zıvır anahtar..
  • Müşterilerinden gelen geri dönüşlerden seni en çok şaşırtan durumu bizimle paylaşmak ister misin?
Dünyanın en soğukkanlı insanı olduğum için düşündüm durdum ama buna verecek şaşırmalı bir anı bulamadım. (robot emojisi)
  • Hikayeni okuyanlar ve Local Makers ailesi için 1 kitap 1 film önerisi rica etsek?
Kitap olarak Michael Ende’nin Bitmeyecek Öykü’sü, film olarak da Julie & Julia bu sıralar favorim.

Eski Yazı Yeni Yazı

0 yorum

Bir yorum bırak

Lütfen not edin, yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanmaktadır.