Hatmaker'in Yaratıcısı Müge Bozkurt ile Şapka Zanaati Yolculuğu Üzerine Keyifli Bir Söyleşi

Her şeyin hızla tüketildiği bir dönemde "Bir dur ve etrafına bak!" dedirten,  insanı kendisine hayran bırakan bir aksesuar olan şapka ile yeni bir zanaatın kapısını aralayan Müge Bozkurt, şapka kalıpları ile ilk kez tanıştığında sanki bu bilgi benim içimde varmış gibi hissettim diyor.

Algılarına yerleşmiş olan görsel şölenin kumaşlarla buluşma hikayesini şapka zanaatiyle aktaran, elleriyle şapkalar ve saç aksesuarları tasarlayan Hatmaker’in yaratıcısı Müge Bozkurt’u hikayesini gelin ondan dinleyelim!

  • Sizi tanımayanlar için biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Tasarım dünyasına nasıl girdiniz?

  • Merhaba, ben Müge… Çocukluğumdan beri nohut tanelerinden, boncuklara, pizza yaparken üstündeki süslemeden, resim kalemlerime kadar dokunduğum her objeyi tasarlayarak yaşadım. Şapka tasarımı ise peyzaj mimarlığı eğitimim sırasında dikkatimi çeken bir alan oldu. Üniversiteden mezun olduktan birkaç yıl sonra, London College of Fashion’da şapka eğitimine katıldım. Şapka kalıpları ve malzemeleri ile tanıştığım an, sanki bu bilgi benim içimde vardı. Ben sadece tekniğini öğrenip, bu zanaatın kapısını aralamış oldum.

    • Tasarlamak ve bunu başkalarıyla buluşturmak için neden şapkayı tercih ettiniz?

    Bu zanaatı keşfettiğim gün hakkında yaptığım araştırmaları hatırlıyorum da bana çok büyüleyici gelmişti. Her şeyin hızla tüketildiği bir dönemde ‘bi dur ve etrafına bak’ dedirtecek şekilde insanı hayran bırakan bir aksesuar olduğunu düşünmüştüm.

     

  • Şapka zanaatlarının zanaatkarı olarak bilinen Rose Cory’nin eğitimine katılmışsınız. Bu eğitim markanıza sizce nasıl bir yön verdi?
  •  

    Aldığım tüm eğitimlerin arasında en kıymetlisi Rose Cory’dir. Genel algının aksine markalaşmanın değil, işin zor zanaatının kıymetli olduğunu ondan öğrendim. 

     

  • Sizce Türkiye’de zanaatkarlık hak ettiği değeri görüyor mu? Algı olarak da doğru yansımalara sahip mi?

  • Her sabah popüler kültürün desteklediği bir dünyaya gözlerimizi açıyoruz. Bunun etkisinde zanaat, sadece hatırlandığı zaman kıymeti bilinen ama modernleşme çabası içinde yok olup giden bir yanımız gibi. Ama bu pandemi süreci, hızlı tüketimle birlikte var olmaya çalışan, birçok lokal markayı su yüzeyine çıkardı. Bu süreçle birlikte farklılaşan bakış açıları, sahip olduğumuz değerlere daha sıkı sıkıya bağlanacağımızı hissettiriyor.

     

  • Modelleri seçerken hikayelerden mi ilham alıyorsunuz yoksa güncel trendlere göre mi ilerliyorsunuz?

  • Butik bir işim olduğu için kişiye özel tasarımlara daha fazla ağırlık veriyorum ve bu genellikle sipariş üzerine yaptığım çalışmalar oluyor. Bu çalışmalarda beni en heyecanlandıran nokta, her kişinin hikayesine uygun parçayı bulup ortaya çıkarabilmek. Kişiye özel çalışmalarda hikayeden ortaya çıkan bir yaratım süreci yaşarken, mağazalar için yaptığım üretimde trendler etkili oluyor.

     

  • Üretim süreciniz nasıl gerçekleşiyor? Kumaşları seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

  • Bu işin her adımı benim için çok keyifli. Fikirden tasarıma, tasarımdan uygulamaya yaşadığım tüm bu süreç kendi içinde şekilleniyor. Yapımına karar verdiğim bir model malzeme ile buluşunca bazen düşündüğümden daha farklı bir form ve biçim alabiliyor. Bu sebeple bu süreç içinde kendimi yeniliklere açık tutmaya çalışıyorum. 

    Şapkanın yapımında kullanılan sıkıştırılmış keçe ve sinemay gibi belli malzemeler var. Bunlar sürdürülebilir üretime uygun malzemeler. Yaşadığımız bu pandemi süreci ikilemde kaldığım bazı sorulara daha hızlı yanıt vermemi sağladı. Şapkaya inanılmaz güzellikte bir romantik görünüş kazandıran kuş tüyü veya maskülen bir dokunuş yaratan deri gibi malzemeleri üretimimden kaldırmaya karar verdim. Sanırım bundan sonraki seçimlerimde her detayı bütünüyle ele aldığım bir malzeme seçimini tercih edeceğim.

  • Özgün bir tasarımın sizce olmazsa olmazı neler?

  • Ruhunuzu yansıtması… En temelinin bu olduğunu düşünüyorum.

  • Moda sektöründe koleksiyon yaratmak çok baskın. Siz de koleksiyon mantığı ile mi üretim yapıyorsunuz? 

  • Yaptığım çalışmaları koleksiyon olarak konumlandırmak bana biraz uzak kalıyor. Bir sezon öncesinden planlama yapıp kendimi öyle bir sürecin içine hiç dahil etmedim. Kişisel üretimlerle birlikte ilerleyen bir tasarım sürecine sahip olduğum için, genelde ihtiyaca yönelik günlük şapka ve saç aksesuarlarını limitli sayıda mevsimsel ürün yelpazesi olarak sunuyorum. 

  • Ürünlerinizin satış noktalarını belirlerken nasıl bir yol izliyorsunuz? Hedef kitleye sizce e-ticaretten mi daha çok ulaşabiliyor yoksa fiziki satış noktalarından mı?

  • Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Hani Mevlana’ya ait bir söz vardır; Her şey vaktini bekler. Ne gül vaktinden önce açar, ne güneş vaktinden önce doğar! Biraz sabret, senin olan sana gelecektir!” diye… Yer aldığım satış noktaları ile tanışmama hep zaman vesile oldu. Açıkçası bu konuda hiç planlama yapmadığım bir süreç yaşadım. Kesinlikle e-ticaret yayılma hızında mağazalardan daha hızlı bir sonuç çıkarıyor. Özellikle bu pandemi sürecinde. Ürün hakkında bilgisini paylaşan, güvenilir imaja sahip influencer sayısının ve paylaşılan içeriklerin görsel kalitesinin artmasının bu yaklaşımı desteklediğini düşünüyorum. 

  • Dünyaca geçirdiğimiz bu zor dönemde markanız nasıl etkilendi? Süreci yönetebilmek adına alternatif planlar oluşturdunuz mu?

  • Aslında beklemediğim yerden bir üretim sürecine girdim. Ertelenen düğünlerin yerini alan nikahlar için gelinler daha detaylı aksesuar arayışına girdiler ve bu vesileyle yolum çok güzel insanlarla buluştu. Tamamen mesajlar üzerinden yürüttüğümüz bir tasarım ve uygulama süreci üzerinden ilerliyoruz ve ortaya gerçekten çok güzel detaylara sahip bir görsel çıkıyor. Aslında üretim modelimi sürecin kendisi planlamış oldu. Hatta bir gelinimin istediği üzerine tasarladığım, fotoğraf çekimlerinde kullandıkları maske bu süreçte en keyif aldığım yaratımlarımdan biri oldu ve yaz için maske üretmeye başladım. Onun dışında süreç neyi yaşatırsa onu zamanla göreceğimize inanıyorum.

     

    • Karantina sürecinde evde kalırken motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?

    Neredeyse üç aydır tüm gezegen evde oturuyoruz. Herkes için gerçekten çok zor bir süreç. Her gün bir şekilde bu mücadelenin içinde olan insanlar için, en iyi yapabileceğimiz şeyin evde oturmak olduğunu bilmek ve doğanın kendi kendini hızla iyileştirdiğine tanık olmak bu süreci daha olumlu kılıyor.




     
















    Eski Yazı Yeni Yazı

    0 yorum

    Bir yorum bırak

    Lütfen not edin, yorumlar kontrol edildikten sonra yayınlanmaktadır.